DHEA Hormonu ve Gebelik

Böbrek üstü bezlerinde kolestrolden sentezlenir, zayıf etkili androjendir. Meme bezleri, prostat, üreme organları, kemikler ve kaslar hedef dokulardır.
DHEA kadınlarda östrojene,erkeklerde ise androjene dönüşür.
DHEA seviyesi yaş ilerledikçe azalma göstermektedir.Yaş ilerlemesiyle birlikte DHEA azalmasına bağlı olarak yorgunluk,uyku bozuklukları, kaslarda güçsüzlük, menopoz ve andropoza benzer bozukluklar görülür.

İnsan yaşamının uzaması, sosyo ekonomik nedenler, eğitim seviyesinin artması, geç ve ikinci evlilikler 30-40 yaşlarında çocuk sahibi olma isteğinin artmasına neden olmuştur. İleri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda da infertilite sık görülmektedir. Kadınlarda doğurganlık 30 yaşından sonra azalır; bu düşüş 35 ve 40 yaşları arasında hızlanır ve 45 yaşında neredeyse sıfıra yaklaşır. Perimenopozal geçiş dönemi, menopozdan önce normal ovulatuar siklusların azalıp menslerin bitimiyle sonuçlanan değişiklik yıllarını kapsar.

PCOS, klinik belirtileri oligomenore, hirsutism ve akne olan, kronik anovulatuar infertilite ve hiperandrojenizm ile komplike, yaygın bir hastalıktır. Bu durumu olan pek çok kadın obezdir ve glukoz  töleransında bozukluk, tip 2 diabet, genel popülasyona göre daha yüksek prevalansta izlenmektedir. Kardiyovasküler risk faktörlerinde de artış mevcut olup, hipertansiyon, dislipidemi, visseral obesite, insülin rezistansı ve hiperinsülinemi insidansı yüksek olarak rapor edilmektedir.

İnce endometriumun tedavisinde farklı tedavi modaliteleri tercih edilebilmektedir.

Faktörleri

Bu modaliteler,
histereskopik adezyolizis,
estrojen ve GnRH- agonisti ile hormonal manupilasyon,
aspirin,
vitamin E  pentoksifilin L-arginine,
sildenafil gibi vazoaktif ilaçlar,
intrauterine kavite içerisine G-CSF gibi büyüme faktörlerinin uygulanmasıdır.
Yeni yaklaşımlar rejeneratif tedaviler üzerine şekillenmektedir.

Doğum sancısı olmadan kesenin açılması "zarların erken yırtılması" olarak tanımlanır.

Normalde gebelik ürünü bir zar tabakası tarafından kaplanan bir kese içinde bulunur. Bu keseye amniyon kesesi, çevreleyen zara amniyon zarı, içindeki sıvıya da amniyon mayii adı verilir.

Amniyon kesesinin ve sıvısının sağlıklı bir gebelik ve bebek gelişimi için büyük önemi vardır. Bu kese gelişen bebeği dış etkenlere karşı korur, içerdiği sıvı bebeğin rahat hareket etmesine olanak sağladığından kas gelişimine yardımcı olur, bebeğin sabit sıcaklıkta bulunmasını sağlar, travmalara karşı yumuşak bir yastık görevi görür. Bebeğin normal fonksiyonları, büyüme ve gelişimi ve rahat hareket etmesini sağlamak için amniyon sıvısı gereklidir. Bu sıvı, amniyon ve koryon adı verilen zarlarla çevrilidir ve gebelikte oldukça önemli işlevleri olan dinamik bir sıvıdır.

Gönümüzde sağlık problemleri yaratan kimyasalların tanımlanması ve özellikle üreme sistemi üzerine etkilerinin ortaya çıkarılması ile ilgili çalışmalar, araştırma projeleri ile özellikle 1970`lerden itibaren yapılmış bulunan epidemiyolojik çalışmalar ile gösterilmiştir. Artan testis ve üreme kanalı kanser olguları, azalan sperm konsantrasyönları, testosteron düzeylerinde ortaya çıkan düşüş, kız çocuklarında erken puberte, daha az erkek çocuk doğumu ve doğum defektlerinin artışı ile üreme sistemi üzerindeki olumsuz sonuçlar anlaşılabilir.

Tanı BHCG takibi ve TUUSG ile konur.

Adet gecikmesi olan bir kadında şiddetli abdominal ağrı ve vajinal kanama olması tanı koymaya yardımcı olur.

Burada gebelik, uterus dışında ve sıklıkla fallop tüplerindedir.

Klasik tüpbebek tedavilerinde yüksek implantasyon kapasitesine sahip olan embriyonun seçimi, tedavi başarısının arttırılması için gerekli olan en önemli basamakların başında gelmektedir. Günümüzde pek çok tüp bebek merkezinde / laboratuarında adı geçen seçim gün içerisinde son derece kısıtlı bir zaman aralığında ve embriyonun gelişim hızının ve dış görünüşünün mikroskop altındaki anlık olarak değerlendirilmesi şeklinde yapılmaktadır.